Cress Eksik Parça Göbekli Tepe Muhafızı Cinder Beni Bırakma

Scarlet - Marissa Meyer | Yorum & Alıntılar


Bir zamanlar küçük bir kız çocuğu varmış... Babası ayyaşın tekiymiş, annesi ise onları bir başlarına terk edip gitmiş. Paris sokaklarında yalnızlığına sarılır bir halde, sevgi beklerken birgün babaannesi onu yanına, çiftliğe getirmiş. Babaanne ve torun, yol arkadaşı olmuşlar birbirlerine. Birlikte çiftlikle uğraşmışlar, huzurlu bir şekilde hayatlarına devam ediyorlarmış. Sonra Doğu'da patlak veren olaylar Paris'e de sıçramış.. Ve birgün hayatta en sevdiği kişi, babaannesi her şeyi geride bırakarak ortadan kaybolmuş. Derken...



Serinin ikinci kitabından da herkese merhaba ^^ 
İlginç bir serüvendi. Nedense kitabı okurken kendimi devamlı bir eksik hissettim. Tabi en büyük nedeni Kai. Ve Cinder. 
Üçüncü ağızdan anlatılan kitaplar ile ilgili genelde sıkıntı yaşarım. Hikayenin içine girmem maalesef diğer kitaplara göre daha geç olur. Hele bir de bunun üzerine 3 bölüm başkasının macerası 1 bölüm bir başkasının olunca işler biraz arapsaçına dönüyor.
Diyebilirsiniz kitabı alırken arka kapak okumadın mı? Evet, okudum ama bu size kitabın içeriğini tamamen vermiyor sonuçta. Ve seriyi araştırırken mümkün olduğu kadar az yorumlara baktım ki spoiler yemeyim dedim. 
O yüzden bu kitapta Cinder'i çok az okuduğum için duyduğum üzüntümü belirtmemi mazur görün. Hele Kai ile hiçbir şekilde konuşamamaları.. Yıkıldım. Şimdi 3. kitapta ya Thorne merkezli olursa diye korkuyorum ki belli gidişat o yönde. 

Aramıza yeni katılan tüm karakterleri sevdim. Scarlet, Wolf, Thorne.. 
Ama Cinder ve Kai ilk göz ağrım.. 

Kitap, gidişat bakımından ilk kitaba göre daha hareketliydi. Devamlı hareket halindeydi karakterler :) 
Wolf'un ilk defa domatesle tanışmasını okumakta, İko'nun yeniden konuşabilmesine kadar birçok yerde keyif aldım.. 

Ama mesela bir sahne vardı ki.. Scarlet'in, Cinder'a ettiği o laflara acayip sinir oldum. Ne olursa olsun bir konunun geneline hakim değilsen insanları hemen suçlamaya çalışmamakta fayda var.

Sonuç olarak kitap güzeldi, Cinder ile arasına çok fazla kitap sokuşturmadığıma ve ikisini ard arda okuduğuma seviniyorum. Bence sizler de bu şekilde okuyun :) 

Artık serinin 3 ve 4. kitaplarını taaaa ne zaman okuruz bilemem.. Umarım ömrümüz yeter de Artemis'in onları da çıkardığını görürüz x)

Herkese keyifli okumalar ;)



Thorne kolunu gözlerine siper etti ve çevredeki binalara bakarak kendi etrafında döndü. Sonra kuzeye bakar halde durdu ve ensesini kaşıdı.
Cinder'in iyimserliği tuzla buz oldu. "Bana, gözüne tanıdık gelen bir şeyler bulduğunu söyle."
"Evet. Evet, buldum," dedi Thorne, elini sallayarak. "Sadece buralara gelmeyeli uzun zaman oldu."
"Biraz çabuk ol. Pek göze batmayacak bir halde olduğumuz söylenemez."
Thorne başını salladı ve yolun ilerisine doğru yürümeye başladı. "Bu taraftan."
Beş adım sonra durakladı, şöyle bir düşündü ve sonra arkasını döndü. "Hayır, hayır. Bu taraftan."
"Hapı yuttuk."
"Hayır, şimdi hatırladım. Bu taraftan."
"Aracı koyduğun yerin bir adresi falan yok mu?"
"Bir kaptan, gemisinin nerede olduğunu her zaman bilir. Bu ruhani bir bağdır."
"Keşke yanımızda bir kaptan olsaydı."


****


"Cinder," dedi İko, sessizce gemiyi keşfettiği birkaç dakikanın ardından. "Ben devasayım." İko'nun metalik sesinde, kolayca ayırt edilebilen bir inilti vardı.
"Sen bir gemisin, İko."
"Ama ben... Nasıl olur... Elim, görüntüleme sensörüm yokken... Ve kocaman iniş takımlarım var. Bunlar benim ayağım mı oluyor şimdi?"
"Eee, hayır. İniş takımların oluyor."
"Ah başıma gelenler! Gudubetin teki olmuşum!"
"Bu sadece geçici İko..."


 ****

Vaktinizi ayırıp, yorumu okuduğunuz için teşekkürler.
Temaya uygun şarkımızlar noktalayalım dedim ;)


 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY Bir Otakunun Dünyası