Cress Eksik Parça Göbekli Tepe Muhafızı Cinder Beni Bırakma

KGBT 7. Tur || İngiliz Gelin Annebel - Lynsay Sands | Yorum



Asla evleneceğini düşünmemişti. Annesi ansızın onu manastırdan alıp eve götürmek için geldiğinde, Annabel bir rahibe olmak için yemin etmek üzereydi... Böylece, evden kaçan ablasının nişanlısı olan İskoç lorduyla evlenebilecekti!

Bir eş olmakla, bir ev idare etmekle ve özellikle gerdek gecesiyle ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Asla âşık olacağını düşünmemişti. Ross MacKay, Annabel'i gördüğü andan itibaren, utangaç ve tatlı müstakbel eşine vurulmuştu...



Annabel'in bedeninin kıvrımlarının da ayrı bir lütuf olduğunu düşünmüştü. Ancak, bir düşman Annabel'in hayatını tehdit edince, Ross onu İskoçya'ya götürdü. Annabel evlenmeyi planladığı kadın olmasa da, arzuladığı tek kadındı.

İskoç kitaplarına olan hayranlığımı bilmeyeniniz kalmamıştır artık, eminim :D Diyerek, yorumuma başlıyorum :)

Annabel, 7 yaşında ailesi tarafından manastıra kapatılmıştır. Onun geleceği ile uğraşmak istemeyen aile, manastıra verip Annabel'in rahibe olmasını ister. Ancak o çok sevdikleri, Annabel'dan bir yaş büyük olan ablası Kate, iki aile arasında anlaşma gereği yapılacak olan evliliği yerine getirmek yerine malikanenin bahçıvanı ile kaçar, gider. Bunun üzerine paniğe kapılan aile 14 yıl sonra bir kızları daha olduğu akıllarına gelir ve anne derhal manastır yoluna konur. Ve Annabel'i evlilik için geri götürür. Tabi bu olayların hiçbirini de yol boyunca kızına açıklama zahmetine bile girmez.


Ross ise İskoç'umuz :D Babasının zamanında iki aile arasında yapılan anlaşmayı yerine getirmek adına gelinini almak için yola koyulur. Ancak anlaşma gereği evlenmesi gereken Kate yerine Annabel ile evlendirilir. Bunu elbette farkeder ancak Annabel'i ilk gördüğünde öyle etkilenir ki kitabın ilerleyen sayfalarında Kate ile değil de Annabel ile evlendiği için  bol bol şükür eder :D

Annabel ise bu evlilikten korkar. Çünkü hayatının neredeyse tamamını manastırda geçirmiştir ve ev idaresi ya da kocasını mutlu etmek ile ilgili hiçbir şey bilmez. Tabi annesinin tembihi üzerine de Ross'a manastırda yetiştiğinden de bahsedemez. En azından bir süre için.. İskoç topraklarına yol koyuldukları zaman ve oraya yerleştiğinde başına gelen saldırılar ile çiftimizin hayatları birden karmaşa halini alır.

Derken birgün kapısında 7 yaşından beri görmediği ablası Kate belirir...

Hikayemizin genel olarak konusu bu şekilde.

Olimpos yayınlarından çıkan kitabımızın yazarı ile ilk defa tanışıyoruz. Ben şahsen yazarın kalemini beğendim, okurken keyif aldım. Kurgusu gayet başarılıydı. Ve benim için en önemlisi ise gereksiz uzatmalardan, saçmalamalardan kaçınmış olmasıydı. Çeviri de iyiydi, ancak kitabın başlarında da vardı ama sonlarına doğru özellikle yazım hataları maalesef çoğalmıştı :/

Kitap hakkında sevdiğim bir diğer durum ise Ross'un hislerini saklama gereği duymamasıydı. Yani kitabın ilk bölümünden itibaren Annabel'e karşı hislerini hiç kendine bile yalanlama gereği duymadan göstermesi, okunmayı daha da keyifli bir hale soktu kitabı.

Benim için yazar konusunda eksik diyebileceğim tek şey ise, keşke dedim kitabın sonunda çiftimizin birkaç sene sonraki hallerini de birkaç sayfa da olsa bizlerle paylaşsaydı. Ben şahsen bu tarz kitaplarda bu olayı çok arıyorum.

Eğer sizler de tarihi aşk romanları okumayı seviyor ve yeni kalemler arıyorsanız bu kitabı tavsiye ederim kesinlikle ;)

Orjinal Adı: An English Bride In Scotland
Sayfa Sayısı: 328
Goodreads Puanı:3,93
Benim Puanım:4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY Bir Otakunun Dünyası